GILDA
Gilda’nın tasarımı, Akdeniz yaşamının kendiliğindenliğini mimari bir dile dönüştürme fikrinden doğuyor. Mekân, kusursuz bir kompozisyondan çok, zaman içinde katmanlanmış bir İtalyan evinin hafızasını taşıyor.
Kemerlerin oluşturduğu ritmik aks, çift yüksekliğin güçlü hacmi ve açık mutfağın mekânın merkezine yerleşmesi; iç ve dış arasındaki sınırları bilinçli olarak belirsizleştiriyor. Terracotta, doğal taş, dokulu sıvalar ve eskitilmiş ahşap; rattan, seramik ve farklı karakterdeki objelerle bir araya gelerek tek bir döneme ait olmayan, yaşanmış bir malzeme dili oluşturuyor.
Işık ise mimarinin bir parçası. Gün boyunca yüzeyler üzerinde hareket eden Ege güneşi, mekânın rengini ve derinliğini sürekli değiştiriyor.
Gilda, İtalya’yı temsil etmeye çalışmıyor; onun yaşama biçimini mekâna tercüme ediyor — cömert, katmanlı, biraz spontan ve hayatın izlerini taşımaktan çekinmeyen.