s

LAXMI INTERIORS MAGAZINES

L'Offical - December 2017

“Felsefik Tasarımlar”

Röportaj: Cemre Bosnalı
Fotoğraf: Özkan Önal

Adını bolluk ve bereket felsefesi Laxmi’den alan Laxmi Interiors ‘ın kurucusu, iç mimar Pınar Hacıraifoğlu ile içsel tasarımların derinliklerine indik…

İzmir’de doğup büyüyen Pınar Hacıraifoğlu, İstanbul Koç Üniversitesi’nde işletme okuduğu sırada iç mimarlığa olan merakını keşfeder. Bu yönde ilerlemek için yurtdışına eğitim almaya gider ve eğitimini tamamladıktan sonra bir süre İzmir’de aile işlerinin başına geçer. Ancak bu onu mutlu etmez. Radikal bir kararla İstanbul’a gelir ve Laxmi Interiors iç mimarlık ofisini açar. Şimdilerde ev, ofis ve restoran olmak üzere kullanışlı yaşam alanları dizayn ediyor. Hikayenin devamını kendisi anlatıyor.

Bize kendinizden ve işinize olan ilginizin nasıl başladığından bahseder misiniz?

“İzmir Amerikan Lisesi’ni bitirdikten sonra Koç Üniversitesi İşletme Bölümü’ne başladım. O süreçte, iki sene boyunca dekorasyon dergisinde yaptığım asistanlık tecrübesiyle, iç mimarlık okumak istediğime karar verdim ve mezun olduktan sonra Chelsea College of Arts’a iç mimarlık okumaya gittim. Mezun olduktan sonra Milano Domus Academy’de master yaptım. Milano apayrı bir tecrübeydi benim için. Orada katıldığım yarışmalar ve kazandığım ödüller sayesinde bu büyülü tasarım dünyasının heyecanına kapıldım.”

Laxmi Interiors nasıl ortaya çıktı?

“Mimari ofislerde tecrübe edindikten sonra İzmir’ döndüm ve sanayi sektöründe çalışmaya başladım. Fakat tabii ki tasarım yaptığım zamanlarda hissettiğim heyecan ve mutluluk yoktu. Bu süreçte çevremdeki dostlarım açacakları mekanlar, oturacakları evler için fikir vermemi ve onlara yardım etmemi talep ediyorlardı. Ben de freelance birkaç iş yaptım ve tekrar bu işe dönmem gerektiğini anladım. Radikal bir karar verip İstanbul’a taşındım ve firmamı kurdum.”

Markanızı nasıl tanımlarsınız?

“Laxmi Interiors, alışılmış samimi duyguyu kaybetmeden yeni tasarımlar yaratmayı hedefleyen bir marka. Projelerinde uyuma ve yanmışlığa odaklanıp, mekana o tanıdık, samimi ve sıcak duyguyu verirken, aynı zamanda her baktığınızda yeni bir detay keşfedeceğiniz alanlar yaratmayı amaçlıyor. Bakan kişinin bir daha baktığı, sade ama en ince ayrıntısına kadar detaylandırılmış olması bizim için çok önemli. Ama en önem verdiğimiz nokta, yaşayacak kişiyi yansıtması, yaşadığı veya çalıştığı yere her girdiğinde ona ayrı bir mutluluk getirmesi.”

Çalışmalarınızda ilham aldığınız, aynı zamanda markanızın adını taşıyan Laxmi felsefesinden bahseder misiniz?

“Laxmi (asıl kökeni Laskmi) Sanskritçe bir kelimedir ve bolluk yaratma enerjisini, Hinduizm’e ait güçlü bir mantra olan Lakshmi Gayatri mantrasının enerjisnin içerir. Tekamül, kişisel erdem ve başarı için çok kubbetli bir kelime. Hem maddi hem manevi açıdan zenginlik ve refah getirdiğine inanılır. Lakshmi kelimesi aynı zamanda ‘hedef’ anlamına gelen “laksme” kelimesinden türetilmiştir. Bu nedenle hayat hedefini temsil eder. Benim de en büyük amacım, bu bereketi, bolluğu, başarı, erdem ve refahı tüm yaptığım projelere aktarmak. Onların heyecanlarına heyecan, mutluluklarına mutluluk katmak.

Bu felsefeden ilham almak nereden aklınıza geldi? Başka ilham aldığınız akım, tarz veya kişiler var mı?

“Laxmi aslında çocukluğumdan beri benimle birlikte olan bir felsefe. Bolluk ve berekete inanmak ve onu başkalarına da aktarmak… Küçüklüğümden beri anneannem ve annemde olduğuna inandığımız bir erdem aslında. Mesela herhangi bir mağaza açıldığında onları o mağazanın ilk satışı için davet ederlerdi. Onlardan gelecek kazancın mekana uğur getireceğine inanan insanları gözlemlemekle büyüdüm ben. Gerçekten kendim de buna inandım ve gerçekleştiğine şahit oldum. Ben de firmamın müşterilerime aynı bereketi, aynı bolluğu aktarmasını diledim sadece. İki taraflı kazanılmasını hedefleyip, onun için tüm içtenliğimle çalıştım. Laxmi Interiors tüm ekibiyle tamamen bu felsefede çalışan bir firma.”

Proje süreciniz nasıl ilerliyor?

“Benim için öncelikle müşterimle birebir iletişim haline girip, çok iyi bir kalibrasyon yapmak önemli. Karakteri, yaşam tarzı, istekleri, hobileri, fobileri, iş hayatı, günlük hayatı gibi özellikler bir mekanın tasarlanmasında en önem verdiğim noktalar. İster ev, ister restoran, ister ofis projesi olsun, hiçbir zaman bu detayların önemi değişmiyor. O detayları verebilmemin sırrı ise kişiyi kalibre ettikten sonra, onun karakterinden, onun bakış açısından projeyi sahiplenmekten geçiyor. Projeler karşıma geldiği zaman, ‘ben böyle bir karakterde ve yaşam tarzında olsam nasıl bir alanda yaşamak veya çalışmak isterim?’ diye düşünüyorum.”

Biraz da sosyal medyadan bahsedelim. Takipte olduğunuz, ilham aldığınız hesaplar hangileri?

“Aslında her şeyden ilham alan bir karakterim. Her gittiğim mekandan, yoldan yürürken gördüğüm herhangi bir detaydan… Sürekli sosyal medyadan ilham almaktan ziyade doğadan, gezdiğim yerlerden ilham alırım. Tabii ki takip ettiğim dünyaca ünlü mimarlar, iç mimarlar ve tasarımcılar var. Eski çalıştığım Autoban firması, Kelly Hoppen, Nate Berkus, Tom Dixon, Patricia Urquiola, Philippe Starck, Antonio Citterio ve Marcel Wanders bunlardan birkaçı.”

Tasarımlarınızda mutlaka yer verdiğiniz bir imza dokunuşunuz var mı? En çok kullandığınız renk ve dokular hangileri?

“Bu soruyu müşterilerime sorsanız ortak verecekleri cevap gri ve vizon tonları olurdu. Genellikle projelerin ana hatlarında nötr renklerden gitmeyi tercih ediyorum. Gri, vizon bej gibi. Canlı renkleri ise aksesuarlar ve detay dokunuşlarda kullanmayı tercih ediyorum. Dokular ise çoğunlukla doğal malzemelerden oluşuyor. Ahşap kaplamalar, mermer ve pirinç en çok kullandığım malzemelerden.”

Bugüne kadar hayata geçirirken en heyecan duyduğunuz projeyi anlatır mısınız?

“Aslında tüm projelerimde farklı farklı heyecanlar duyuyorum ama en heyecan duyduğum projeler restoran ve cafe projeleri oluyor çünkü bir eseri seyircilerine sunuyormuşum gibi hissediyorum. Bu sebeple La Boucherie ve La Boom Terrace en hızlı bitirdiğimiz projeler oldu. Özellikle La Boom Terrace projesinde alışılmışın dışında bir dokunuş yakaladık. Mekanın müşterilerinin de beklemedikleri bir tat oluşturduğumuza inanıyorum. Açılış gününde herkesin yüzünde oluşan gülümseme ve beğeni harikaydı. Keza, İzmir’deki Choccolart projesi de öyle. Hatta ailesel bağlarım olduğu için daha bile değerli diyebilirim.”

Ev dekorasyonlarında trend nereye doğru gidiyor?

“Temel ihtiyaçları hem fonksiyonel hem doğal malzemelerle gidermeye, daha sıcak ev ortamları yaratmaya, pastel ve nötr renkler kullanmaya, bol bitkili alanlar oluşturmaya, doğal ahşap kaplamalar ve mermer dokunuşlar kullanmaya günümüzde çok önem veriliyor. Betonarme yapılar arasında doğallığa dönmek, dekorasyonun ilerlediği yol.”

Evde kendimizi rahatlatmak ve enerji bulmak için ne gibi dekoratif değişiklikler yapabiliriz?

“Herkesin huzur bulduğu ortamlar karakterine göre değişiklik gösterir. Bazı kişiler soft renklerde enerji bulur, bazıları ise canlı renklerde. Fakat enerji yükselten yeşil her alanda bir şekilde yer almalı bence.”

Marie Claire Maison - October 2017

Burcu Esmersoy House Project
No: 239 – Ekim 2017

Laxmi Interiors tarafından ev sahibesi Burcu Esmersoy’un yaşam koşulları ön planda tutularak tasarlanan bahçe, dışarıdan görünen betonarme yapılara inat, adeta gizli bir yeşil alana dönüştürülmüş. Bulunduğumuz alan yasemin çiçeklerinin kokularıyla, ortancaların güzelliğiyle, kuş seslerinin cıvıltılarıyla ve kumaşların dokularının yumuşaklığı ile adeta dört duyumuza birden hitap ediyor. Firmanın kurucusu İç Mimar Pınar Hacıraifoğlu, projesini anlatırken rahatlığın ve renklerin öneminden bahsediyor: “Burcu Esmersoy’un ışıldayan güzelliğinin yanı sıra, samimiyeti ve doğallığı da dikkatimizi çekti projeye başlamadan önce. En büyük hedefimiz bu doğallığı, samimiyeti ve ışığı bahçesine aktarmak oldu ilerleyen süreçlerde.” Birbirinden farklı amaçlarla kullanılması hedeflenen üç ana bölümden oluşan dikdörtgen şeklindeki bahçenin çoğu çim alandan oluşmakta. Bahçeye adım atar atmaz renkleriyle dikkat çeken bir köşe karşılıyor bizi. Pınar Hacıraifoğlu bu köşenin tamamen Burcu Hanım’ın gün boyunca rahatlıkla oturup kitap okuyabileceği, arkadaşıyla sohbet edebileceği bir alan olmasını hedeflediklerini söylüyor. Yuvarlak XL koltukların bir sürü renkli yastıklarıyla uyumlanan rengarenk püsküllü şemsiye ve turuncu püsküllü aydınlatma ise rüzgarın esintisiyle adeta dans ediyor. Sola doğru döndüğümüzde bahçenin diğer köşesinde ise bir masa grubu yer alıyor. Altı kişilik ahşap iroko bir masadan, kanepe ve bankından oluşan alan sonbahar akşamlarının vazgeçilmez muhabbetleri düşünülerek tasarlanmış. Arkasına konumlandırılan ayna ise bahçeye derinlik katmasıyla beraber o tarafa doğru oturan kişilerin arkalarında kalan bahçeyi seyredebilmelerini sağlıyor.

Turuncu sehpa akromatik tonlardaki L kanepeyle kontrast oluşturuyor. Kilim ise bu köşeye ayrı bir sıcaklık katıyor.

“Bahçede bir sürü rengin kombinasyonunu yaparken, Burcu Esmersoy’un en sevdiği renk olan turuncuyu baskın tutmak istedik. Turuncuyla uyumlanan desenleri ve renkleri tüm bahçede sergiledik. Tüm ürünler özel Laxmi Interiors atölyemizde üretildi. Aksesuarlar ise çeşitli yerlerden toparlandı.” İki bahçe köşesi arasında ise evin merkezine denk düşen, bahçe ile evi bağlayan ve bütün çim alanı bölen ahşap zeminli oturma bölümüne dikkatimizi çeviriyoruz. Kocaman bir L kanepenin ve yine turuncunun hakim olduğu aksesuarların yer aldığı bu alanın zemininde kullanılan kilim mekana sıcaklık katmış. Laxmi Interiors üretimi olan kuş desenli kırlent yastıklar, yine Laxmi Interiors özel üretimi olan püsküllü ayaklı aydınlatma ile kombinlenmiş.

Burcu Esmersoy’un enerjisini bahçenin her noktasında hissediliyor.

Pınar Hacıraifoğlu, Burcu Esmersoy ile birlikte çalışmanın ona muhteşem bir enerji verdiğini söylüyor; “Benim için projelerimde öncelikle müşterimle birebir iletişim haline girip, iyi bir kalibrasyon yapmak çok önemli. Karakteri, yaşam tarzı, istekleri, hobiler, nelerden hoşlandığı, iş hayatı, günlük hayatı, vb. tüm bu ve benzeri özellikler bir mekanı tasarlanmasında en önem verdiğim noktalardır. İster ev projesi olsun, ister restoran sahibi veya bir ofis proje alanı, hiçbir zaman bu detayların önemini değiştirmiyor. Önemli olan mekan sahibinin ne istediğini inceleyip, anlayıp ve onun isteklerine cevap verecek detayları bilmekten geçiyor. O detayları verebilmemin sırrı ise, kişiyi kalibre ettikten sonra onun karakterinden, onun bakış açısından projeyi sahiplenmekten geçiyor. Projeler karşıma geldiği zaman kalibrasyon aşaması bittikten sonra ve o projeyi sahiplendikten sonra, ben böyle bir karakterde ve yaşam tarzında olsam nasıl bir alanda yaşamak isterdim diye düşünüyor. Bu aşamada, restoran yapıyorsam böyle bir restoran açsam, ofis yapıyor ise böyle bir ofise sahip olsam düşünceleri devreye giriyor. Hedefimi inceleyip, anlayıp, doğru dokunuşları seçiyorum. Buradaki en önemli detay, fırsat ve işaretleri çok iyi yakalayıp, kalite ve iyi ilişkiler yaratmak.” Müşterilerle ilişkilerin ve samimiyetin çok önemli olduğunu düşünüyor Pınar Hacıraifoğlu. “Tüm müşteriler bir şekilde samimi dostum haline geliyor, bu da benim için en değerli şeylerden biri. Hedefim bir nevi, güzel ilişkilerle beni seçen, karşıma çıkan her kişiye, kendi yaşam tarzlarına göre estetik huzurlu yaşam alanları yaratmak. Hayat standartlarını, huzurlu yaşam alanları yaratmak. Bir açıdan tasarlanan mekanların verdiği yenilik, zevk, kolaylık, huzur ve keyif yanında beraber yol aldığımız bu süreç içerisinde güzel ilişkiler, mutluluk, heyecan paylaşıp onların hayatına yeniliklerin getirdiği bolluk bereketi akıtmak.” Burada da firmanın isminin kuvveti devreye giriyor. Laxmi (asıl kökeni Lakshmi), bir Sanskritçe kelimeymiş ve bolluk yaratma enerjisi, Hinduizm’e ait güçlü bir mantra olan Lakshmi Gayatri mantrasının enerjisini içeriyormuş. Tekamül, kişisel erdem ve başarı için çok kuvvetli bir kelime olduğu, hem maddi hem manevi açıdan zenginlik ve refah getirdiğine inanılırmış. “Lakshmi” kelimesi, aynı zamanda “hedef” anlamına gelen “laksme” kelimesinden türetilmiştir. Bu nedenle, Lakshmi hayat hedefini temsil ediyormuş. Benim de en büyük hedefim, bu bereketi, bolluğu, başarı, erdem ve refahı tüm yaptuğım mekanlara aktarmak. Onların heyecanlarına heyecan katmak, mutluluklarına mutluluk katmak.” İki sene içerisinde 22 projeye imza atmış olan Laxmi Interiors’ın tüm projelerini laxmintetiors.com adresinden veya laxminteriors Instagram hesabından takip edebilirsiniz. La Boom Terrace, La Boucherie, Choccolart, Krombera, Anibera gibi markaların tasarımcısı olan Pınar Hacıraifoğlu, proje kapsamında ofis, restoran ve mağazanın yanı sıra evlere de yer veriyor.

Elle Decor - 2010

Maison Française

Kreatif isimlerle günlük hayatın ritmini arkamızda bıraktık, yapılması gerekenler listesini bir kenara atıp ruhumuzu dinledik ve önümüzde uzanıp giden 365 güne dair hayaller kurduk. Keşfetmek istediğimiz yerler, sahip olmak istediğimiz tasarımlar, yakından görmek istediğimiz sanat eserleri ve ritmine kapılmak istediğimiz festivalleri düşünerek 2018’de yolculuk etmeye başladık bile. Siz de bize katılır mısınız?